
Kadıköy ve Kentsel Dönüşüm
ÖZET:
Türkiye de Haziran 2012 yılında depremin ülke üzerindeki yıkıcı etkileri göz önünde bulundurarak ve deprem ile beraber yaşayabilme formülleri için yeni ve programlı kent ve buna bağlı yapı sistemini geliştirmek için metropoller başta olmak üzere yurt çapında kentsel dönüşüm yasası çıkarıldı.
Yaklaşık yedi yıllık bir kentsel dönüşüm uygulamaları için yapılan gözlemler ve toplumun kanaatinde bırak tığı olumsuz izler yasanın amacına hizmet etmediğini ve hizmet etmeyi bırakalım bir yana mevcut düzeni arar hale getirmiştir.
Devamını oku: Kadıköy ve Kentsel Dönüşüm
Yapılan uygulamalar bahsi geçen kentsel dönüşüm değil adeta bina yenileme yasasına dönüşmüştür. Problemi, bütünden çözmek yerine uygulamada olan lokal çözümler ile kent yaşamını daha büyük sıkıntılara götürmektedir. Mevcut kentsel dönüşüm: Eski altyapı ve problemli çevresel faktörler üzerine bina yenileme ile tanımlı hale dönüşmüştür. En tehlikeli olan kısım toplumun kentsel dönüşümü bu mana ile tanımalarıdır. Tam da tehlike unsuru da işte burada yatıyor! Kentsel dönüşüm adı altında yapılan uygulamalar kentin dokusunu ve siluetini bozmuş tamirden çok tahribata dönüşmüştür örneğin KADIKÖY ilçesinde özgürlük parkı mevkiinde meteoroloji bölge müdürlüğünün arsasında yükselmiş kuleler, yapılmış bu yanlışları en güzel şekilde gözler önüne sermektedir.
Yapılacak bu araştırma ile ilgili dünya da yapılmış ve devam etmekte olan başarılı kentsel dönüşün örnekleri incelenerek başta İstanbul olmak üzere bütün ülkede kentsel dönüşüm yasasının bütün yönleri ile ele alınıp planlı ve programlı ve tamirat yerine tahribat yapan yönlerinin tespitini yapmak ve aksayan kısımların gerek yasada gerekse uygulama aşamalarını her yönü ile araştırılıp buna uygun doğru ve uzun vadeli çözümler geliştirmek. Kentsel dönüşüm yasasının sadece parsel bazlı bina yenileme durumunda çıkarıp bölge bazlı ve o bölge ile alakalı sosyal, fiziksel, ekonomik ve kültürel değerlerine uygun sürdürülebilir ve aynı zamanda değerlerimizi geleceğe taşıyan yeni kent oluşumu için atılması gereken adımları ayrıntılı bir şekilde belirlemek.
Anahtar kelimeler: kentsel dönüşüm, imar yönetmelikleri ve mevzuatları, kentsel dönüşüm yasası,
ABSTRACT
Urban Transformation Law enacted in 2012 June by taking into consideration the devastating effects of the earthquake to develop architectonics related to formulas of cohabitation and programmed city particularly in metropolis across the country.
Observations and negative marks on seven-year urban transformation practices showed that it does not serve to aim of law and it made people miss the old order of cities. Mentioned practices changed into building renovations rather than urban transformation. Instead of solving the problem from the whole, local solutions take urban life to bigger problems with local solutions. Existing urban transformation: It has been defined by building renovation on old infrastructure and problematic environmental factors. The most dangerous part is that society recognizes urban transformation definition. That’s exactly where the danger lies!
The applications made under the name of urban transformation have destroyed the texture and silhouette of the city and turned into destruction rather than repair. For example, elevated towers on the land of the Meteorology Regional Directorate in the freedom park locality in Kadıköy district reveal these mistakes in the best way.
With this research, examples of successful urban transformation in the world will be examined. All aspects of the urban transformation law in the whole country, especially in Istanbul, will be discussed and the aspects of the planned, programmed, and destructive aspects of repairs will be determined. It is aimed to investigate all aspects of both the law and its implementation stages and to develop appropriate and long-term solutions. To enact the urban transformation law only in case of parcel-based building renovation and to determine in detail the steps to be taken for the formation of a new city that is sustainable and following the social, physical, economic and cultural values of the region and related to that region.
Key words: urban transformation, zoning regulations and legislation, urban transformation law
GİRİŞ
İnsanlık tarihinde kentler günümüze gelinceye kadar sürekli değişim ve dönüşüm içinde olmuşlardır. Bu değişim ve dönüşümün ana sebebi kentlerin içinde barındırdığı toplumların yeni ihtiyaçlarına cevap vermek için sosyal, kültürel, fiziksel, ekonomik ve teknolojik gelişimlere göre biçimlenip günümüze kadar gelmiş olup durmaksızın bir değişim ve dönüşüm içindedir. (fizik mekanın) devingenliğini işaret etmektedir (Harvey, 1985). Bu değişim ve dönüşümün asıl manası ‘’eskiye ait olanın yıkılması ve yerine yenisinin yapılmasıdır.’’ Eski toplumların doğadan olan üretim şeklinin bitmesi ve yerini fabrikalara bağımlı üretim şekline dönüşmesi toplumların işini ve evini ayırmış, sınırları çizilmiş kültür veya belli başlı birtakım coğrafi bölgelerin içinde kalmaya zorlayan yeni dünyanın gücü olarak kabul edilen kapitalist düzenin kent ekonomisine dayalı yeni bir yaşam biçimini ortaya çıkarmıştır. İnsanlar iş güçlerini sermaye sahiplerine satarak yaşama ihtiyaçlarını karşılamaya başlamışlar. Toplumlar arasında daha çok çalışarak ve daha çok kazanarak yaşam konforlarını ve refah düzeylerini yükseltebilecekler inancına sahiptiler, bu sebeple insanlar doğup büyüdükleri yerleri daha çok kazanmak adına terk edip fabrikaların etraflarında yeni yaşamlar ve yeni kentler kurmaya başladılar. Bu tarz göçler kontrolsüz bir şekilde gerçekleşiyordu. Bu göçler, sağlıksız , bilinçsiz ve aynı zamanda çok hızlı olan kentlerdeki bu yığılmaların neticesi bi o kadar sağlıksız kentlerin oluşumuna sebep olmuştur. Az gelişmiş olan ülkelerde bu yeni kent oluşumu kontrol altına alınamadığından dolayı çok hızlı ve sağlıksız olan bu yerleşim alanları aynı zamanda bu toplumların felaketi olmuştur. Bir takım doğa olayları neticesinde deprem, sel, tusunami gibi felaketlere maruz kalınmış ve insanlar canları ile bunun bedelini ödenmiştir. Bundan dolayı başta ülkemiz olmak üzere kent olgusunun ne denli önemli olduğunu insanlık namına damarlarımıza kadar hissedildi. Bu sebepten dolayı ülkemizde son dönemlerde yaşadığımız deprem felaketlerinde verdiğimiz can ve mal kaybı, bizi yaşam alanlarımızı yeniden planlamaya ve bulunduğumuz coğrafyanın yapısına göre yeniden düşünmeye sevk etmiş olup ve İçinde bulunduğumuz yüzyılda yaşadığımız Erzincan, gölcük, Düzce ve Van depremleri ülkeyi derinden sarsmış çok büyük ekonomik ve psikolojik yaralar bırakmıştır. Bu felaketlerin bir daha tekrar etmemesi için ülke idaresinin tüm kurumlarının ortak paydaşta buluşup köklü, yasal, planlı ve özellikle ülkenin coğrafi yapısına uygun Türk toplumun kültürel ve sosyal yapısına göre yeni çağın teknolojik imkanlarını kullanarak doğa dostu olabilecek ekolojik yaşam alanlarını oluşturmanın çözümlerini üretebilmek.
KENTSEL DÖNÜŞÜM KAVRAMI
Kentsel dönüşüm kelime manası Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü, dönüşüm kelimesini, “olduğundan baksa bir biçime girme, başka bir durum alma, tahavvül, inkılâp, sekil değiştirme olarak” tanımlamaktadır (URL1). Kelime manasından da anlaşıldığı gibi yenilenme veya durum değiştirme olarak tanımlanabilir. Ancak bu değişim ve dönüşüm kullanıldığı sektör ve alana göre değişkenlik gösterebilir. Kentlerin dönüşüm kavramı o kentlerin ruhunu ve manasını koruyarak fiziksel çöküntüye yüz tutmuş kısımların tamir ve yenilenmesi olarak anlaşılmaktadır.
Son yüzyıldaki dünyamızda olan savaşların, gerek insanlığın yüreğinde açtığı yaralar gerekse Kenterlerde bıraktığı büyük tahribatlar dünyada kentlerin dönüşümü ve yenilenmesi bazı adına bir takım arayış ve tartışmalar olduğu gibi, Türkiye’de de kentsel dönüşüm kavramı üzerinde çeşitli tartışmalar yapılmaktadır. Kentsel dönüşüm, kentsel sorunlara çözüm üretmek amacıyla, değişime uğrayan bir bölgenin ekonomik, fiziksel, sosyal ve çevresel koşullarına kalıcı bir çözüm sağlamaya çalışan kapsamlı bir vizyon ve eylem olarak ifade edilmektedir (Thomas, 2003). Kentsel dönüşüm, kentsel bozulma süreçlerini daha iyi anlama ihtiyacından doğan ve gerçekleştirilecek dönüşümde elde edilecek sonuçların üzerinde bir uzlaşmadır. Bir başka deyişle, yitirilen bir ekonomik etkinliğin yeniden geliştirilmesi ve canlandırılması, işlemeyen bir toplumsal işlevin isler hale getirilmesi; toplumsal dışlanma olan alanlarda, toplumsal bütünleşmenin sağlanması; çevresel kalitenin veya çevre dengesinin kaybolduğu alanlarda, bu dengenin tekrar sağlanmasıdır. (Roberts,2000). Tüm bu tanımlardan çıkacak kentsel dönüşüm tanımı, ‘’bozulma ve çökme olan kentsel alanın ekonomik, toplumsal, fiziksel ve çevresel koşullarının kapsamlı ve bütünleşik yaklaşımlarla iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan strateji ve eylemlerin bütününü ifade etmektedir’’(A. Şişman 1 , D. Kibar oğlu 1)
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÖNEMİ VE AMACI
Dönemsel olarak toplumların değişen sosyal, kültürel, ekonomik yaşam biçimleri, beraberinde o toplumun barınma ve yaşama kriterlerinin de değişimine sebep olmuştur. Bu değişimler bazen Savaşlar ve doğal afetler sonucu yıkılan şehirlerin yeniden imarı olarak görülür, bazen toplumun birtakım yeni ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarından kaynaklanan değişimler olarak ta görülmektedir. Bu tür sebeplerden dolayı birçok dünya ülkesinde kentsel dönüşümler yapılmıştır. Bilim ve teknolojinin hızla geliştiği bu çağda eski, yerini yeniye bırakmakta, toplumun ihtiyacı çeşitlenerek artmakta ve buna bağlı yaşam alanlarımızın da değişim ve dönüşüme ihtiyacı olmasından dolayı günümüzde kentsel dönüşüm kavramı çok daha büyük önem kazanmıştır. Gelişmiş ülkelerde kentsel dönüşüm için özel yasalardan oluşan kanun ve kurallar, özel eylem planları, yönetim yapısı içinde bir takım özel teşkilat birimler oluşturmuş olmaları kentsel dönüşümün ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Kentsel dönüşüm yaşam alanlarımız ile ilgili aşağıdaki uygulamaları amaç etmektedir. (URL 2)
YENİLEME (renewal):
Yaşam alanlar içinde yer alan yapıların yeni ekonomik rantların artması ile beraber eski yapıların yıkılıp yenisinin yapılması olarak tanımlanır. Schubert (1996: 63, 74, 81) kentsel yenilemeyi, işlevsel değişimle bütünleşen temizlikler olarak görmüş; bu tarz uygulamaların bir bölgenin tamamen yıkılıp yapılaması veya yeni ticarete kordonlarının oluşumundan kaynaklanan fonksiyon değişikliğinden kaynaklanır. Bölgesel temizlik ya da ‘Haussman Metodu’ olarak adlandırılan bu yöntemle, mekânın işlev değiştirmesi ve ekonomik açıdan canlandırılması sağlanmıştır.
ESKİHALİNE GETİRME (rehabilitation) :
Yıpranmış ve veya bazı sebeplerden dolayı tahrip olmuş yaşam alanlarının mevcut kimlikleri korunarak onarılması anlamına gelir. Deformasyon başlamasına rağmen, özgün niteliği henüz kaybetmemiş olan eski kent parçaları eski haline kavuşturulur (Özden, 2001: 258).
SAĞLIKLAŞTIMA (conservation) :
kentsel mirası gelecek olan nesillere aktarmak için tarih ve kültür değeri taşıyan yaşam alanlarımızın tahrip ve değişmemesi için bu alanlarımızın koruma ihtiyacı doğmakta ve bunun için özel yasal düzenlemeler çerçevesinde muhafaza edilir.
YENİDEN CANLANDIRMA (revitalization) :
Sosyal, kültürel, ekonomik veya fiziksel olarak çöküntüye başlamış yaşam alanları, bu çöküntüye sebeplerin ortadan kaldırılması veya giderilmesi ile bu alanlar yeniden eski canlılığına döndürülür.
YENİDEN OLUŞUM (redevelopment):
Kontrolsüz ve sağlıksız yapılanmış ve çöküntü bölgesi haline gelen alanlarda yeni bir dokunun yaratılması ya da mevcudun iyileştirilmesi gerçekleştirilerek, bu alanlar kente kazandırılır (Özden, 2001: 257). Harvey (2008: 177) bu süreci ‘mutenalaşma’ ya da ‘nezihleşme olarak’ adlandırmış ve ekonomik zorluk içinde olan kitleler yerinden olmasından dolayı eleştirmiştir.
DÜZENLEME (improvement):
İzinsiz ve ruhsatsız yapılmış yani imar bakımından meşru olmayan alanlar meşru hale getirilir, o yerde yaşayanlara güvence verilir ve yaşam performansı yükseltilir (Tekeli, 2011: 276).
YAPI STOKUNU İYLEŞTİRME :
Doğal afetler olan deprem, sel, toprak kaymaları gibi doğal afetler karşısında dayanıklılığını yitirmiş ya da kullanım ömrünü tamamlamış, yasal konut üretim süreci sonucunda inşa edilmiş konutların yıkılarak yeniden yapılmasıdır.
SOYLULAŞTIRMA (gentirification) :
Sosyal ve kültürel açıdan çöküntüye uğrayan dolayısıyla fiziksel çevresi de bozulan alanların sosyal yapısının ıslahı sağlanır (Özden, 2001: 258). Yaşam alanlarımıza sosyal ve kültürel değeri olan kent parçalarının ruhunu koruyarak yeniden toplumların kullanımına açmak olarak görülür.
KENTSEL KORUMA (urban conservation) :
Kültür ve tabiat varlıları kapsamında olan, tarihi, kültürel ve doğal taşınmaz varlıklar yasal düzenlemeler çerçevesinde muhafaza edilir. Böylece, tarihi çevreyi korumanın amacı tarihi yerleşmenin yok olmaktan kurtarılmasını, bu mirasın günümüz yaşamı ile bütünleştirilmesidir. (Y. Aktaş Polat 2015)



0 yorum
Bir yorum yaz